Kadınlarımıza Seçme Ve Seçilme Hakkının Tanınmasının 81. Yıldönümü

Günümüz değer yargıları ve demokrasi anlayışı kapsamında temel insan hakları içinde değerlendirilen ve tartışması bile abes olan “kadınların seçme ve seçilme haklarını” elde etmeleri tüm dünya da büyük mücadeleler gerektirmiştir. Kadınların bu haklı mücadeleleri halihazır pek çok ülkede de devam etmektedir. Türkiye kadın hakları konusunda dünyanın öncü ülkelerden biridir. Ülkemizde kadınlarımızın seçme ve seçilme hakkı 5 Aralık 1934 tarihinde Gazi Mustafa Kemal Atatürk öncülüğünde tanınmış ve Anayasal Güvenceye alınmıştır. Lakin gurur duymamızı gerektiren bu ileri düzenlemelerin hayata geçirilmesi özellikle “seçilme hakkı” hususunda uzun yıllar almıştır.

Çeşitli alan araştırmaları kadınlarımızın yüzde 62 ile yüzde 70 arasında değişen oranlarda başörtülü olduğunu göstermektedir. Kadın nüfusumuzun yaklaşık olarak üçte ikisini oluşturan başörtülü kadınlarımızın “seçilme hakkı” uzunca bir süre Anayasaya da aykırı bir şekilde ellerinden alınmıştır. İlk başörtülü Milletvekili seçilen Merve Kavakçı’nın 1999 yılında TBMM’de yemin etmesi engellenerek göreve başlamasının önüne geçilmiştir. Başörtülü bir kadınımızın Milletvekili olarak TBMM’de yer alması AK Parti listesinden 7 Haziran 2015 Genel Seçimlerinde Ankara’dan Milletvekili seçilen Lütfiye Selva Çam’ın TBMM’de yemin ederek göreve başlaması ile mümkün olmuştur. 1934 yılında kadınlarımıza tanınan seçilme hakkı tam anlamıyla hayata geçirilmesi ancak kabulünden 81 yıl sonra mümkün olmuştur. Bu işin bir yönüdür.

Diğer taraftan kadınlarımızın geneli siyasette ve kamusal hayatta yeterince temsil edilememektedir. Bu husus sadece Kadınlarımızın mücadelesine ve işin doğal seyrine bırakılmamalıdır. Yılların oluşturduğu kemikleşmiş yapıları bir anda tek başına kadınlarımızın gayretiyle değişmesi kolay değildir. Kadınlarımızın siyasete ve kamusal hayata katılımı noktasında teşvik edici tutumlar ve uygulamalar ortaya konulmalı, ayrımcılığın önüne geçilmelidir. Kadınlarımızın mensup oldukları partilerden temsil noktasında daha adaletli düzenleme ve uygulamalar, kadın kotaları ve pozitif ayrımcılık beklemeleri doğal haklarıdır.

Bu hususta bir hakkı da teslim etmek gerekir. Kadınların siyasal ve kamusal hayata katılımı noktasında büyük oranda ayrımcılığa son veren ve ileri demokratik uygulamaları hayata geçiren parti, AK Parti’dir. Ülkemiz son yıllarda Ak Parti Hükümetlerinin icraatlarıyla ve öncülük ettiği yasal düzenlemeleri uygulamaya koymasıyla; Kadın Haklarının hayata geçirilmesi adına önemli mesafeler kaydetmiştir. 12 Eylül 2010 tarihinde halkoylamasında Anayasamızda Kadınlarımıza “pozitif ayrımcılık” tanınması yönündeki değişiklikler kabul edilmiş, kadınlarımız lehine yapılacak düzenlemelerin “eşitlik ilkesine” aykırı olmayacağı “Anayasal Güvence” altına alınmıştır. Kadınlarımız da AK Parti’nin bu çağdaş yaklaşımını karşılıksız bırakmamış, kendilerine fırsat verilirse neler yapabileceklerini alanda bizatihi çalışmalarıyla somut olarak ortaya koymuşlardır. AK Partimizin Ülkemizin siyasal hayatında rekorlara imza atan ve dünya literatürüne geçen seçim başarılarında Kadın Teşkilatlarımızın ve gönüllülerimizin azim, gayret ve emeklerinin payı büyüktür.

Kaldı ki nüfusumuzun yarısını oluşturan kadınlarımızın potansiyellerinden istifade edilememesi Türkiye’ye yapılan bir haksızlıktır. Kadınlarımızın eğitime, siyasete, çalışma ve sosyal hayata aktif katılımları Ülkemizin gücüne güç katacaktır.

Hülasa Kadınlarımızın Seçme ve Seçilme Hakkının tanınarak Anayasal güvenceye kavuşturulduğu bu anlamlı günde Kadın Haklarının daha da iyileştirilerek geliştirilmesini ve kadınlarımızın toplumsal hayatın her alanında layıkıyla yerlerini almasını temenni ediyorum. Yeryüzünün Bereketi tüm Kadınlarımızı saygı ve muhabbetle selamlıyorum.

Hakan Çağlar ERÜRKER / 05 Aralık 2015

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir